Harun Çıplak | ::.. Harun Denilen Adam ..::

…::: Harun Denilen Adam :::…

Browsing Posts in Ocak

Connecticut’ta Fatih Ceran’la, New York’ta tek başıma, Atlanta’da pek kıymetli arkadaşlarım ile, Şikago’da Cem Hocam, İstanbul’da Erdoğan Yılmaz, Harun İçmez ve adını sayamadığım pek çoğuyla, sonra İzmir’de Ailem ve Körez Köyündeki akrabalarımla birlkite yaşadığım zamanların bir kısa özeti karşınızda. Uzun süren suskunluğumu yavaş yavaş üzerimden atmaya çalışıyorum anlayışınız için müteşekkirim.

2009 Ocak 1

7 comments

Yeni yılın başlangıcını kutlamak, geçen konuşmada verdiğimiz söz gereği bir kaç kelam etmek arzusundaydım ancak Ortadoğu’nun zengin züppesi İsrail’in devlet terörü işleyerek Gazze’de hava saldırısıyla akıtığı masum kanlarından sonra söyleyecek sözüm kalmadı. Sadece 17 Ocak Cumartesi günü İstanbul Atatürk hava limanına Şikago yoluyla Türk Hava Yollarının uçağıyla geleceğimi söyleyeyim.

Yazilarin artik daha gec yayinlanmasi; artik daha az seyin yabancilik vermesinden ve biraz da artik kursun baslamasindan naci oldu. Sorry!!!
Daha Turkiye’deyken pesinen sahip oldugumuz bir bilgiydi Turkler’in burada benzinliklerde pompaci olarak calistigi ama maalesef bu bilgi gercek degilmis. En azindan bu sehirde. Evet benzinlikler var ama pompaci yok. Benzinliklerde sistem soyle:
Once kredi veya bankamatik kartini takarak almak istedigin benzinin miktarini giriyorsun (30 dolarlik gibi) sistem paraya onay verince pompayi yerinden alip depoya koyuyorsun ve dolmaya basliyor. 30 dolarlik benzini alinca pompayi alip yerine koyuyor ve yoluna devam ediyorsun. Ayni mantik marketlerde de kendini gosteriyor. Bazi kasalarda kasiyer yok. Kendin urunleri okutup, kartinla parani odeyip evine gidiyorsun. Yine benzer bir surec fast food restoranlarinda da var (Lokantalarda degil). Urunu self servis le aliyor ve sonra kendi copunu kendin atiyorsun. Tum bunlarin tek bir sebebi var. Daha az personel calistirip maliyetleri olabildigince dusurmek. Hep merak edilir orada ben kac para diye soyleyeyim benzinin 1 Galon’u (3,7854 litresi) 3 Dolar, neredeyse Turkiye’nin dortte biri. Ve gariptir dizel daha pahali hatta en pahali yakit, ve tabii ki burada LPG yok…
Benzini galonla sattiklari gibi diger olculeri de farkli

1 LBS : 0.45359237 Kg
1 OZ : 29.5735297 ml
1 inc : 2.54 cm
1 Mil : 1.609344 Km

Her seyleri farkli ama insan her yerde insan. Herkes sevgiden ve nefretten anliyor. Sevgi dile insanligin ortak dili. Sevgiyle uzatilan eller pek geri cevrilmiyor…
Turk urunlerinin satildigi marketler ve hatta lahmacun, ayran, manti, kuzu cevirme, baklava yapip satan adi Italyan kendi Turk pizzacisi bile var. Madem Turk o halde Turk adi koysa daha iyi olmaz mi diye dusunmemek gerek. Cunku Amerika’da tartismasiz en cok tuketilen ve sikilmadan surekli yenilen sey pizza. Ve bir de keske Pizzalarida bizdekiler kadar lezzetli olsa ama nerde onun dahi tadi bir acaip. Kursta farkli milletlerin mensubu ogrenciler var. 9 Guney Koreli, 3 Turk, 1 Japon, 1 Tayvanli, 1 Taylandli, 1 Gineli, 1 Nijer’li olmak olmak uzere toplam 17 ogrenci var. 4 farkli ders icin 3 farkli bayan hocamiz var.
Gecen yazida Kultur Merkezinde namaz kildigimizdan bashsetmistim. Bu hafta ise Pakistan’li Muslumanlarin cogunlugunu teskil ettigi camiye gittim. Imam vaazi Ingilizce, hutbeyi ise Arapca okudu. Cuma namazi bizde ki gibi ogle vakti girer girmez degil saat 14:00 de kilindi. Ve sadece 2 rekat farz olarak. Sonrasinda 16 rekata tamamlama olmadi. Sonradan ogrendim ki bu durum normalmis yani burada bu mezhebe sahip insanlar ogle namazini once kiliyor sonrasinda sadece 2 rekat cuma namazinin farzini kiliyorlarmis.
Ekte kaldigim evin bazi fotograflarini veriyorum. Umarim begenirsiniz…
En iyi dileklerimle sizi kalbinizin sahibine emanet ediyorum….

Burada Turkler bolca bulunuyor desem ne dogru ne de yalan soylemis olurum. Dogru kismi soyle; Amerikanin geneline gore Turk sayisinin toplam nufusa orani hayli fazla. Turkler burada da Turkiye’deki islere benzer isler yapiyorlar. Araba tamirciligi, marketcilik, ogretmenlik ve tabii ogrencilik. Amerika’da Turk sayisi ozellikle New Jersey eyaletinde fazlaymis.

Buradaki acaipliklerden bahsedeyim biraz sizlere.

1. Eger polis durdurursa sakin arabadan cikmayin. Ellerinizi direksiyonun uzerinde tutarak bekleyin, polis gelince cami acip konusun.
2. Asla hiz yapmayin! Cezasi 200 $ dan basliyor ve hizinizi olcen radarin yerini onceden bilme imkaniniz yok. Yani iyi kamufle oluyorlar ama gariptir radarin yerini soyleyen cihaz kullanmak serbest…
3. Amerikada herhangi biriyle ozellikle bir zenciyle konusuyorsaniz ne soyleyebilecegine dair hazirlikli olsaniz iyi olur zira konustuklarindan hicbir sey anlamamaniz kuvvetle muhtemel.
4. Insanlar genelde evlerini, arbalarini kilitlemiyorlar. Gece kapi acik(kilitsiz) uyuyor, evlerinin onundeki arabalarini kilitlemeden birakiyorlar.
5. Eger sizi sokakta bir kopek kovalarsa sakin kacmayin birakin kopek sizi isirsin. :) Zira kopegin sahibinden alacaginiz tazminat Bes bin, On bin dolar civarinda. Bu para sizi abad edebilir.
6. Insanlar burada ozellikle trafikte gayet sakin hic aceleleri yokmus gibi hareket ediyorlar. Rahat, yayalara yol veren (burada yayalar karsidan karsiya gecerken saga sola bakmiyorlar cunku yayalarin onceligi var), kirmizida gecmeyen, siz bir soru sordugunuzda size ictenlikle cevap veren ama size soru sormayan, hayatlarinda hep mesafeye onem veren insanlar. Samimi olmak icin hic acele etmiyorlar. Evleri diger evlere nasil uzak ve mesafeliyse kendileri de diger insanlara karsi oyle. Ve benzeri bircok gariplikler var.
Ama biz kendimize bakalim boylesi daha iyi degil mi?
Araba alma cabalarinda secenek bollugunda bogulduktan, kitalar arasi seyahatlerde maruz kalinan Jetlag’a, az biraz yollara, insanlara, kurallara alistiktan sonra Cuma gunu geldi. Ve Amerikada ilk Cuma namazini kilmak icin ev arkadaslarimla birlikte Istanbul Kultur Merkezine gittik. Ve en unutulmaz Cuma Namazini orada kildim. (Allah kabul etsin. amin!) 100 metrekarelik bir alanda cogunlugu ogrencilerden olusan 80-90 belki 100 kisilik bir grupla birlikte kildik namazi. Grupta Ahiska Turklerinden de katilanlar vardi. Burada Cumalar hakikaten bayram gibi geciyor. Cunku ezansiz bu topraklarda hem ezan duyuyor hem de cogunu sadece o gun gorebilecegin Turklerle buluyorsun. Ve uzaklarda da olsan, orasi o ana mahsus vatanin oluveriyor.
Atlanta’da 30 kadar Cami varmis. Amerikanin genelinde oldugu gibi burada da Musluman denilince Hindistanli ve Pakistanlilar anlasiliyor. Namazi kildiran Hocamiz bu yil hacca gitmis bir Turktu. Bize Hacdaki havayi ve karsilastiklarini cok icli bir dille anlatti. Meseleyi Efendimiz (s.a.v.) zamaninda yaban diyarlara hicret eden insanlara ve sahabe-i kiram efendilerimizden baslayarak, Osmanliya ugrayarak, gunumuze kadar getirip Turk milletinin Efendisine olan sevgisin tezahurlerini izah etti. Iste bu, bu yaban hayatini anlamli kilmaya namzet bir seydi ve buna degerdi…

En derin sevgi ve selamlarimla… +1 404 422 1299
Atlanta, Georgia, USA…

 

Image Hosted by ImageShack.us

Aralik ayinin son iki gununden bu zamana yasadigim gunlerde Amerika Birlesik Devletlerinin Atlanta kentinde hayli gariplikler yasadim. Trafik kurallari, yol sokak dizaynlari ve sehrin bu denli daginik olmasi hayli garibime gitti. Atlanta icin galiba sunu soyleyebilirim burasi alisveris merkezi ve banka bollogu yasanan biryer. Yerel bankalar ve bunlarin subeleri cok fazla. Diger bir meselede telefon konusmalarinda gecerli Turkiyedeki Hazirkart mantigiyla hazirlanmis kartlarda hem arayandan hem de aranandan para gidiyor. Yani bende kontor yok sen beni ara, veya odemeli arama burada maalesef gecerli degil. Konusmanin dakikasi on cent yani 12 kurus falan hem de operatorler arasi farkli degil ev, is, baska oparator ayrimi yapmadan hepsi ayni fiyat. Diger bir mesele de bankalarla ilgili; bankalar hesap acan herkese cek karnesi veriyor ve odemelerde banka kartiyla birlikte cekte kullanilabiliyor. Marketlerin en buyuklerinden olan WallMart’i Turkiye’deki Carrefourlara benzetmek mumkun.
Burada pek tabii olarak helal gidalar aramak istiyorsun ve bunun icin binbir dikkatle alisveris yapiyorsun. Hazir gidalarin uzerinde (cips, biskuvi, cikolata v.b.) daire icinde U veya K harflerinin bulunmasi hayvansal yag bulunmadigini ve Muslumanlarin tuketebilecegini soyluyor. Amerika’ya gelen hemen herkesin yapacagi ilk is bir bilgisayar almak oluyor genelde (nerden biliyorsun diye sormayin, tabii kendimden) burada bilgisayar fiyatlari Turkiye’ye gore ucuz olsa da yan malzemeleri (canta, fare, kamera, kulaklik) daha pahali. Ilk, iste Amerikalilar bunlar denilebilecek tecrubemi bilgisayar almak icin gittigim magazada yasadim. Ben parayi saydim verdim ama elaman parayi bir saydi, iki saydi, uc saydi sonra baska birini cagirip tekrar saydirdi ve ancak oyle alisveris yapabildim.
Turkiyemizdeki At, Avrat, Silah sozu burada hukmunu biraz yitirmise benziyor. Burada makbul olan Araba, Araba, Araba. Markete ekmek almaya, yemek yemege, kontor almaya, arkadas ziyaretine gitmeyi diledigin vakit araban yok ise oturup aglamanin bir faydasi olmuyor imis. Cunku toplu tasima hayli sorun. Bazi hatlarda otobus calissa da saatte bir geldigi yetmiyormus gibi sadece adi MARTA olan metro hattina kadar gidiyor ve oradan metroya binmen gerekiyor ve sonra yine otobus tabii o saatte varsa. Arabalar ucuz ve bol ama tamiri ve parcalari hayli pahali. yani 2000 $’lik bir arabanin tamiri 2500$ olabiliyor. Diyelim ki kaza yaptin arabayi oldugu yerde birak git yenisini al daha mantikli.

Kaldigim eve gelince. Evim bir bahce icinde onde 7 arkadaysa belki 30 dallarinda sincaplar oynasan agacimiz var. Bizim muhitte evler genelde bahce icinde. Ev kiramiz 1700$.
Evi Gormek icin http://maps.google.com/ adresinde “5336 N Peachtree Rd, Atlanta, GA 30338″ yazmaniz yeterli
Benden simdilik bu kadar devami pazar gunune insallah…
Selametle…

3o Aralik Pazar Gunu Istanbul, Karadeniz, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Slovakya, Manchester (Ingiltere), Glasgow (Iskocya), Belfast (Irlanda), Okyanus, Nuuk (Danimarka), Kanada, Boston Uzerinden New York`a vasil olduk. Yolculuk boyunca
(11:30 Saat) hic gunes batmadi. Her daim aydinlik ve her daim uykusuz bir yolculuk yasadim.
Yol boyunca Musluman yemegi yedim, ilk kez Sutlu cay ictim, ispanak yemekle karsi karsiya kaldim, Hintli bir Musluman olan Javaad`la muhabbet ettim, takildigim yerlerde yanimda oturan Turk`e sorular sordum, Bon Jovi`nin “Lost Highway” sarkisini ilk kez dinledim, Rowan Atkinson’in oynadigi ‘Mr. Bean in Holiday’ filmini izledim, ve uyumaya calistim ama heyhat buna pek az vakit mustesna muvaffak olamadim.
Yol boyunca bazi bilgiler aldim.

Istanbul-New York : 8222 Kilometre
Azami Yukseklik : 10320 Metre
Azami Hiz : 813 KM/saat
Asgari Sicaklik : -35 C Derece
Karsi Ruzgar : 348 KM/saat

Ve derken Aksam’a yakin vakitte New York’a indik. Once kostura kostura Pasaport kontrolune oradan hemen arkada bulunan valiz bekleme bolumune akabinde Gumruk’e gittim. Ve sonrasinda valizlerimi tekrar havayolu sirketine verdim. Ve Atlanta’ya aktarma yapacagim ucaga dogru yola koyuldum.. ama fakat lakin o zamana kadar muvaffak olmadigim uyku gelip beni buldu ve gozlerimden uyku akan bir vaziyette Atlanta ucagina bindim. ve kendime daha fazla mani olmayip niyet ettim kendim icin uyumaya deyip uyudum ve uyandigimda ucak yere inis yapiyordu. Ve onumdeki monitorde New York ile Atlantanin Arasinin 1340 Km oldugu yaziyordu. Ucaktan indigimde Saat Turkiye’ye gore 05:00′ti. Valizlerimi almak icin beklerken beni almaya gelen abiler beni buldular ve yarim saat kadar arbayla yol aldiktan sonra kalacagim eve getirdiler.
Ev maceralarimin devami yarina insallah…
Hoscakalin, Hos kalin, Allaha Emanet olun…

Evet. Aşk
Bu ilk Merhabamızda biraz zülfü yâre dokunup Aşk’a vasıl olduk. Eminim ki Muhterem Editör buna Şükür diyordur…
Aşk; hayatımızda büyük işgaliyesi olan bir hal-i şahane.
Hatta o kadar ki hakkında
“aşk bir sudur……..”
“aşk bir vişne……..”
“aşk bir havuzdur aptallar girer ama beni ittiler”
“aşkın ilk nefesi aklın son nefesidir” v.b. sözler dahi söylemişiz.
Aşk, hayatın ağır mücadelelerinin arasında kalmayı kabullenmiyor ve hayatımızdaki aslan payını, olmazsa olmaz konumunu almaya niyetli davranıyor.
Aşkımız uğrunda bize deli denilecek hareketlerde bulunmaktan bıkmıyor ve Aşk’ın isteklerini yerine getirirken bunlardan gocunmuyoruz. Yılgınlık, bıkkınlık, adam sendecilik semtimize uğramıyor.
Mevzuu aşk olur da şair ve yazar kısmından hüküm almamak olur mu hiç? Tabii ki olmaz.
Tanpınar; o roman olduğu halde romandan çok bir hayat kitabına benzeyen nadide eseri Nuran ve Mümtaz’ın Huzur’unda “Bir kadını olmak, bir kadın tarafından sevilmek o kadar tabii bir şeydi. Kendisinden yüz binlerce sene evvel başlayan bir tecrübe idi. Fakat ölüm gibi hastalık gibi, ancak şahsımızda duyduğumuz zaman tamamlanan bir tecrübe… Belki böyle olduğu için bizi kendi içimizde etrafımızdan ayırıyordu.” (S.34) diyor.
Eeeeee. Tanpınar böyle derde biz bundan gereken özeti çıkarmazmıyız hiç. Evet, aşk yani eski adıyla “Muaşaka” kalabalıklar içinde yalnızlık halinin formülü…
O halde aşk için “En Büyük Yalnızlık” tabiri yerindedir.
Sevmek sevilene yapılan en güzel duadır buyurmuşlar. Yalnızken daha doğrusu sen ve “O” varken samimane taleplerin kabul-u karin olur ümidindeyiz.
Yaşayanların da pek âlâ bildiği gibi aşkta sıklıkla şu hal cereyan eder. Güneş doğar ama nedense ışık gelmez. Zaman geçer ama saatler, takvimler ayarsızdır adeta ve geçmek bilmezler. Aşk, insanın aczini ve söz geçirememe halini en iyi idrak ettiği zaman olur.
Diğer bir tabirle aşk bir bedende iki ruhun yaşamasıdır. Eğer tabir caizse bu, bünyede şişmeye veya genişlemelere sebebiyet verir. Yani âşık insan başkalaşır bir bünyede iki ruh taşır. Adeta bir anda bambaşka biri oluverir.
Fakire müracaat edilse ve denilse ki “azizim biz kadirşinas kaarilerinize aşk denilen, ismi malum fekat mahiyeti meçhul vaziyeti izah buyursanız felan”
O vakit deriz ki;
“Bilin ey azizler sizler ki varlık sırrına vakıf kimselersiniz. Zaten pek ala bildiğinizi tekrar duymak istediniz teveccühü nas istenmez belki verilir misali fakire teveccüh buyurdunuz o vakit konuşmak zamanı geldi. Sizler hakka dilbeste olanların zaman ve mekânla mukayyed olmadığına ve onların bu tür ayak bağlarına takılmadıklarına aşinasınız. Yani ki sizler bast-ı zaman ve tayyi mekân nedir bilen kimseler şunu dahi bilin ki âşık insan aşkının nicelik ve nitelik ve keyfiyetine göre bu sınırlardan halas olabilir.”
Âşık dediysek sen, ben değil elbet. Aslında benzerlerimiz amma bir âdem diğerine ne kadar benzerse ve bir âdem diğerinden ne kadar farklıysa işte onlara o kadar benziyoruz. Elbette ortak noktalarımız var. Ama bizimkisi daha çok istidat benzerliği galiba. Olması muhtemel olduğu halde olduramadıklarımız bizi onlardan arıyor.