11
Nis

alemin şekli kalb

   Posted by: masiva   in 2008, Misafir Kalem, Nisan, Nisan 2008

ÂLEMİN ŞEKLİ AŞK YA SEN? Gecenin bilinmeyen bir vaktinde [nokta] ile başladı her şey. Nasıl ki her şey bir[nokta]ile başladı ise, bu da noktayla başladı. Gönlüm, kaderime adını yazmayı diledi. Kader ki; kalemin sinesinden kopan kelamın levh-i mahfuza bir hayat diye düşüşüydü. Yazayım derken adını, Elif çizildi gönlüme. O, kıvrıldı oldu âlemin “Ayın”ı. Şeklin “şın”ı vardı yanına, Kalbin “kaf”ı varınca sonuna. Var olanı anlamadım. Âlem, şekl, kalb ne demekti? Ne anlama geliyordu “ayın”, “şın” ve “kaf” ? Anlamadığımı anladım zaman, zaman zamansızlaştı. Her şey libasından sıyrıldı. Libas, madde idi. Madde sondu. Maddeden sıyrılan her şey [hiç]leşi yordu. [hiç] olan her şey, varlaşıyordu. Birden sessizliğin çığlığı yankılandı ufuklarımda. Âlem’de, Şekl’de, Kalb’de, [hiç] miş. Hiç, [aşk] imiş. Hiç olursan var olursun anlayışı hâkim imiş. Adın yazılmadı kaderime biliyorum. Her seferinde önümde engel. Aşk ve sen, yan yana gelmeyen dareyn. Birden kalktı gözümdeki perdeler. Hakikat, serildi önüme. Hakikatte, sen yoktun. Senin bir adında yokluktu. Aşkta, yokluk yoktu. Aşkın, var olmayanın var olma isteğinden öte değildi. Sen, gerçekten var olmadın hiç. Sen, şüpheli bir hayalettin. Sadece, altına girmeden önce bu toprak üzerinde bir süre tepindin. Her şeyi kaybetmek, gerçekten her şeyi kazanmak için bir başlangıçtı. Ancak senin kaybetmişliğin sonsuz kaybetmişliğe denkti. Noktayla başlayan o var olmayan varlığın, noktayla bitti. Sen bunu inkâr etsen de hiçbir zaman var olmadın, var olunması gereken yerde. Var olmayanların bilincine varınca, bilinçsizliğin bilincine vardım. Sen bilmenin bilinciyle ortaya çıkan bir bilinçsizliksin. Var olanı arıyorum artık var olması gereken yerde.Ey varlığıyla bana varlık katacak varlık. Yıllarca senin varlığına susamış halde var olmayanlarda varlık aradım. Her var olma isteyişimde var gibi görünenler, varlıktan farklı şeyler sundular bana. Kimi zaman ellerini, kimi zaman dudaklarını, kimi zaman gönüllerini var diye varlığıma sundular. Aldım gönlüme sunulanları var diye. Ancak, “ bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı” sözünün hakikati göründü gönlüme. Onların varlığı, gönlüme darlıktı. Ey neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki farkı bilen gönlüm, bende kim ben olduysa onu bende gözet. Artık elleri, dudakları, gönülleri bırakıyorum. Burası sadece var olanların.

This entry was posted on Cuma, Nisan 11th, 2008 at 4:12 pm and is filed under 2008, Misafir Kalem, Nisan, Nisan 2008. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

2 comments so far

Harun Marmara
 1 

“Gönlüm, kaderime adını yazmayı diledi. Kader ki; kalemin sinesinden kopan kelamın levh-i mahfuza bir hayat diye düşüşüydü.”
Kader kalemleri susmus oldugu halde bu dilek ne denli beyhudedir. Olmayacak duaya aminin hukmu nedir. Kelam mi kalemden evvel hayat buldu, yoksa kalem mi kalemden once arzi endam etti?

“Adın yazılmadı kaderime biliyorum. Her seferinde önümde engel. Aşk ve sen, yan yana gelmeyen dareyn.”
Adlar ve hadiseler olsa gerek Kaderde. Hem de tum ayrintisiyla. Bunca bilgiye ragmen hayatimizdaki anlamsiz dilekler niye? Ask ve sen kimlersiniz? Ayni yolun yolculari degilseniz ve yollariniz kesismiyorsa birbirinizden habersiz mi yasayacaksiniz? Eger o senin askin olmayacaksa varliginin anlami nedir?

“Hakikatte, sen yoktun. Senin bir adında yokluktu. Aşkta, yokluk yoktu.”
??? izahiniza muhtac!!!

“Sen bilmenin bilinciyle ortaya çıkan bir bilinçsizliksin.”
Akil insanin ayirt edici vasfi olduguna gore. Goz gordukten sonra hicbirsey eskisi gibi olmayacaksa o halde bilginin hakki nasil verilecek?

“Ancak, “ bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı” sözünün hakikati göründü gönlüme. Onların varlığı, gönlüme darlıktı. Ey neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki farkı bilen gönlüm………”
Eskilerde bir zati muhterem “kibir bele baglanan bir tas gibidir. onunla ne yuzulur ne uculur” demis. varliklardan maksat gonuldekiler midir? yoksa eldekiler mi? gonul darliginin devasi onlarin yoklugu ise ve onlardan kacamayacaksak nasil uzak kalmaya muvaffak olacagiz ey aziz muellif. Izahiniza mustakiz.

Nisan 13th, 2008 at 9:05 am
 2 

Ete kemiğe bürünüp, aşk diye görünmüşsünüz ey masiva…

Mutlak Var’ın arayışında başarı dilerim, hepimize…

“Onu aramak” fiilini “Ona yürümek” le değiştirebildiğimiz zaman, bunalımlarımız yerini tatlı bir hüzne bırakacaktır…

Selam ile…

Nisan 17th, 2008 at 8:55 pm

Leave a reply

Name (*)
Mail (will not be published) (*)
URI
Comment